La vie de bohème

Kaurismäki’nin ‘92 yapımlı siyah beyaz “Bohem Hayatı” filmi bohemliğin ne’liği veya belirsizliği üzerine düşünme fırsatı verebilir. Bohemlik edinilen veya sonradan giyilen bir ceket gibi bir kimlik değildir, imaj hiç değildir. Onun kendiliğinden bir oluşu vardır. Dolayısıyla, -hani çokluk için pek çekici olmasa da- merak edip araştırılarak sempatiyle “ben de bohem olacağım” diye birşey söz konusuContinue reading “La vie de bohème”

Kafka’da Baba’ya Suikast

Kafka’da bürokrasinin kasvetinden, babanın yargısından edebiyata, düşe sığınma yoktur; aksine yazarak yeni bir yaşam sahası inşa eder kendine. Kafka Baba’dan, yargıdan kaçar. 36 yaşındayken yazdığı Baba’ya Mektup’ta şöyle der: “Bazen ortaya yayılmış bir dünya haritasının üzerine seni boydan boya uzanmış tasarlıyorum. O vakit bana öyle geliyor ki, yaşayacağım bölgeler ya senin vücudunla kaplayamadığın ya daContinue reading “Kafka’da Baba’ya Suikast”

Cemil Meriç | Kitap

Dostoyevski, “Avrupa’yı kendimizden çok daha iyi tanıyoruz”, diyor. Biz ne kendimizi tanıyoruz, ne Avrupa’yı. Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazine. Sosyologlarımız bir Kızılderili köyünü keşfe gider gibi, alan çalışmalarına koyuluyorlar. Avrupa’yı, Avrupa’nın istediği kadar tanıyoruz.

”PAPİPOS” Milli Dava

Asil işçilerimiz! İşçi kardeşlerim! Sizler de insan gibi yaşamak istiyormuşsunuz. Bu haklı isteğinize kim karşı koyabilir? Sizin durumunuzu yakından biliyoruz. Vicdanlarımız sızlamaktadır. Bir hal yolu bulmaya çalıştığımız Papipos milli davamızı ele almış bulunduğumuz bu sırada herzamandan çok sizlerin desteğinize muhtacız.